Verona, küçük ama masalsı bir italyan şehri, bunun en önemli nedeni ölümsüz bir aşkın öyküsünü barındırması; Romeo ve Juliet’in..

Kuzey İtalya’nin en önemli turizm merkezlerinden biri kabul ediliyor, tabi bunun başlıca nedeni barındırdığı kültürel,mimarî ve tarihi eserler, ve yıl içinde evsahipliği yaptığı birkaç önemli uluslararası fuar ve yaz aylarinda Klasik Romalılardan kalma antik Arena’da sergilenen tiyatro ve  opera temsilleri. Verona’da bulunan tarihî eserler neticesinde şehir “UNESCO Dünya Mirasları” listesine dahil edilmiş.

243_Verona%20Route%20MapVenedikten ayrılıp 1,5 saatlik bir tren yolculugğundan sonra Verona’ya varıp bir gece konaklayacağımız Hotel Scalzi’ye yerleştik. Bİr gecelik bir konaklama için oldukca uygun fıyatlı bir tercih oldugunu soyleyebilirim, ayrıca konumu da merkezin kalabalığından uzak ama görülecek her yere de bir o kadar yakın.

Verona HopOn HopOff otobuslerıyle gezılebılecek sehırlerden, ama biz tabiki yine yürümeyi tercih ettik. Ama otobuslerın güzergahını gösteren harita şehri gezmeniz için çok faydalı bir rehber, gitmeden internetten haritayı basıp yanınıza almanız yeterli başka hiç bir kılavuza ihtiyacınız kalmayacaktır.

İlk durağımız Castelvecchio (Eskikale) dedikleri ortaçağdan kalma kale. Kırmızı tuğladan yapılmış yapı oldukça heybetli. İçine girip kale duvarları üzerinde yürüyoruz. Surların her tarafı Verona’nın simgesi hâline gelen lâle biçimli mazgallarla kaplı. Kale duvarları ve kaleyi şehrin karşı yakasına bağlayan tarihî Castelvecchio Köprüsü üzerinde bolca fotoğraf çekindikten sonra nehrin kenarından yürümeye devam ettik. İsterseniz ve vaktiniz varsa kalenin içinde bulunan müzeyi gezebilirsiniz. Müze ünlü İtalyan ressam ve heykeltıraşlarının eserlerini barındırıyor.

Nehri birbirine bağlayan bir sonraki köprüden yeniden kale tarafna geçerek Porta Borsari Caddesi boyunca ilerleyip caddeye adını veren Borsari Kapısı’nı da görüyoruz. Şehrin sur kapısı olarak bilinen bu yapının tarihi ilk yüzyıllara dayanıyor. Bu caddenin ucu meşhur Erbe Meydanı’na bağlanıyor. Erbe Meydanı trafiğe kapalı, ortasında ufak bir halk pazarı var, tezgâhlarda elişi ya da seri üretim hediyelik eşya satılıyor. Kafanızı yukarı kaldırdığınızda gördüğünüz Torre dei Lamberti, Lamberti Kulesi ziyarete açık. Kuleye tırmanıp ya da kolaycılığa kaçıp asansöre binerek kulenin tepesine çıkın ve eşsiz Verona manzarasının tadını çıkarın.
Biz buradaki ufak kafelerin birinde öğlen yemeği molası verdik, harika Bruschetta’lar ve pizzalar denedik.

Buradan sonraki adresimiz ise meşhur Casa di Giulietta (Juliet’in Evi). Romeo ve Juliet Shakespeare’in hayal ürünü karakterler olmasına rağmen öyle inandırıcı bir hikaye yaratılmışki, ve hikâyenin geçtiği Verona’yla öylesine özdeşleşmişler ki, şehirdeki bir evi eserdeki balkon sahnesinin geçtiği evle özdeşleştirmişler. Casa Di Giulietta bir müze olarak tasarlanmış. Meşhur balkonu daha çok ziyaretçi çekebilmek için 1936’da yapıya sonradan eklenmiş.

Evin küçük bahçesi tıklım tıklım, duvarlar yazı ve sakız kaynıyor:) Juliet’le resim çektirebilmek için ise herkes sıra bekliyor. Bu yapının Romeo ve Juliet’le hiçbir somut bağlantısının olmamasına rağmen nasıl bu kadar ziyaretçi akınan uğradığını anlamak çok zor değil. Hayal de olsa bu askın yasandığı o buyuleyıcı mekanı solumak ınsanlara kendi aşklaırnı hatrlatıyor olsa gerek. avluda çok hoş bir de hediyelik esya dükkanı var, mutlaka kendinize göre bir kaç parça bulabilirisiniz.

Buranın ardından Şehrin kuşkusuz en görkemli yapıtı olan Arena’yı yani MS. 1. yüzyılda yapılmış amfitiyatroyu görmeye gidiyoruz. İtalyanların Arena adını verdikleri bu elips biçimli taş yapı günümüze ulaşan en büyük 3. antik tiyatroymuş. Dışarıdan biraz yıprak görünse de hâlâ etkin olarak kullanılıyor. Şehirde düzenlenen opera şenlikleri ve konserler bu yapıda gerçekleştiriliyormuş. Özellikle geleneksel opera şenliğinin yapıldığı dönemde tıklım tıklım şehrin tıklım tıklım olduğu ve otellerde yer kalmadığı söyleniyor. Arena’nın biraz ilerisinde Bra Meydanı’nın girişi kabul edilen Portoni Della Bra’yı görebilirisiniz. Bu yapı 1400’lerin sonunda, Ortaçağdan kalma duvarlar üzerine inşa edilen ve günümüzde meydana geçiş kapısı vazifesi gören çift kemerli bir yapı.

Akşam yemeği için fazla tok olduğumuzdan tercihimizi şehrin en canlı noktası olan Arena’nın da içinde bulunduğu Bra Meydanı’nda Spritz içmekten yana kullanıyoruz. Bu manzara Verona’nın bizde bıraktığı iz ve keyfi anlatmaya yeterli diye düşünüyorum. Kuzey İtalya’ya yolunuz düşerse Verona’ya uğramayı sakın unutmayın.