Nerdeyse hiç uyumamış faltaşı gibi gözlerimizle bugün ne yapacağız diye kara kara düşünürken,çıkıp yine otel aramaya karar verdik. Bu arada hiç bahsetmedim ama evde mutfağı kullanamadığımız için genel de karşımıza çıkan ilk cafeden bir şeyler alarak kahvaltıyı geçiştiriyorduk.

Otelleri dolaşırken, son çare bir turizm bürosuna girip bize otel bulmaları konusunda destek isteyecektik ki, İzmir’den gelen bir telefon hayatımızı değiştirdi:) Resmen bir sihirli dokunuştu bu:) Hilton’da görevli olan bir arkadaşımız bize uygun fiyatlarla Hilton Diagonal’de yer bulmuştu:)

İnanamadık, ne otele, ne fiyatına, ne burdan kurtuluyor olmamıza..Tek hatırladığım, Plaça Catalunya’nın ortasında, birbirimize sarılıp, şarkı söylediğimiz ve halay çektiğimizdi:)

Hızlıca eve dönerken bir kaç gündür önünden geçtiğimiz ama giremediğimiz ünlü Mercat La Boquerıa’ya uğradık. Bu da Madrid’ tekinin birebir benzeri olan bir açık hava pazarı. Rengarenk meyveler, etler, kuru yemişler..Evden kurtulmanın verdiği sevinci burdan meyve alıp yiyerek kutladık:)

   

 Büyük bir şaşkınlık içinde ne kadar hızlıca toparlandığımızı anlatamam, çıkarkene eve bazı küçük anılar da bıraktık, bizi asla unutturmayacak anılar:), kapıyı çektiğimiz gibi çıkıp gittik. Sokaktan geçen ilk taksilere binip, vınnnn.. 15 dakika sonunda ilk gün önünden geçerken hayalini bile aklımızdan geçirmediğimiz, Hilton Digonal Mar’ın önünde buluverdik kendimizi:)

 Bizi oldukça güleryüzlü bir şekilde karşılayan resepsiyon görevlileri, hemen ilk odayı vereceklerini, diğer odaları ise bir saat sonra verebileceklerini iletip, bizi yukarı çıkarttılar.

İçin de bulunduğumuz durumu şöyle tarifleyebilirim “Survivor’da ödül yarışmasını kazanmış ve günlerdir kendi adalarında medeniyetten uzak kalmış olan takım” 🙂 Ahahahaha, odaya çıktığımızda ilk iş kendimize birer türk kahvesi yapmak oldu, evde keyifle içeriz diye almıştık ama buraya nasipmiş:)

Bir saat kadar dinlendik, sonra yarım saatte diğer odalara geçip yerleşmeyle geçti. Günün yarısını yine yemiştik. Daha fazla zaman kaybetmeden, kendimizi Barcelona’nın en ünlü caddesi olan Passaig De Gracia’ya attık.

City Bus kullanım süremiz bitmişti ama oldukça şanslıydık çünkü otelin önünde metro durağı vardı.

Bu arada Pıtırcan ile Emrecan geldikleri ilk günden beri göremk için yanıp tutuştukları Nou Camp Stadını ve müzesini görmek için bizden ayrıldılar. Buraya ait resimleri aşağıda görebilirsiniz. Ama malesef buraya yönelik bir izlenimim olmadı:) Yine de özellikle erkek okuyucularımın beklentisini karşılar diye düşünüyorum:)

 

 

  

Ekibin diğer 4lüsü olarak biz, kentin en ünlü mağazalarıyla donanmış olan bu şık ve seçkin caddeyi gezmeye başladık. Caddenin ikinci ve önemli özelliği de Gaudi’ nin önemli iki eserini barındırması.

Bunlardan ilki Casa Batllo, diğeri ise Casa Mila, her iki eserde UNESCO’nun Dünya mirasları listesinde yer alıyor. Her ikisi de Gaudi’nin hayal dünyası ile aklından geçen masalların birleşimi gibi. Kurukafalar, deniz atları, dalgalar..Oldukça ilginç yapılarıyla bu iki eseri görmeden dönmemek bu şehre büyük haksızlık olur.

  

Öğlen yemeği için molamızı Mc Donald’s da vermiş olmakta bizim ayıbımız olsun, ama o kadar stresin, sıkınıtnın, sonra ani sevinç ve rahatlamanın sonucunda canımız aslan gibi bir hamburger çekti, biz ne yapalım:)

Cadde’yi baştan sola dolaştıktan sonra otelin hemen yanındaki Diagonal Mar Alışveriş merkezine gidip, burda keyifli bir gün geçirdik. Sonrasındaki iki saatte ise banyodan çıkamadık:)

2 gündür yıkanmadığımız verdiği su aşkıyla, banyoda uyuduğumu söyleyebilirim:)

Tertemiz, mis gibi, bu şehre ve bir turiste yakışır bir biçimde 3. Barcelona gecemiz için hazırdık:)

 

 

Otelden aldığımız tavsiye üzerine Port Olimpic içinde yer alan “La Barca Del Salamanca“da balık ürünleri şenliği yapmaya karar verdik.

la barca de salamanca Muhteşem bir sofra, leziz yemekler, harika bir hizmet.. Geldiğimize kesinlikle pişman olmadık:)

Ardından ufak bir yürüyüş yaparak Gece Kulüplerinden birini denemeye karar verdik, ve yine daha önceden tavsiy aldığımız Cat Walk’a girdik. Malesef gece saat 00:00 olmasına rağmen, içerideki tek müşterilerin biz olduğunu görünce, büyük hayal kırılığı yaşadık. Zorla da olsa 01:00’e kadar beklesekde, daha fazla dayanamayıp otele geri döndük. Barların gece 02:00 gibi doluyor olması da bizi ayrıca şaşırtmadı değil:)

Otele dönerken konuştuğumuz taksici, “ Barcelona’ da ilk geceniz mi?” diye sorunca “hayır 3. ama otelde ilk” dedik. “Daha önce nerde kaldınız?” dıye sordu, La Rambla’da deyince, bir kahkaha atıp, “Aman Allahım nasıl bir hata, orda kalınmazki, sadece bir iki saat geçirilir” dedi, hafif alaylıca, am aonun bu tavrını takmayack kadar mutluyduk, sonunda temiz bir yatak, rahat bir uyku bizi bekliyordu 🙂