3. sabahımıza uynadığımızda oteli ve bölgeyi çok sevdiğimiz için bir gece daha burada kalmaya karar verdik, booking.com’dan gördüğüm kadarıyla oda vardı, buradan ayırtmak yerine resepsiyonla konuşmaya karar verdik ama otel yönetimi malesef pek de misafir perver olmayan bir tutumla, booking.com’un hatalı olduğunu ve hiç odaları olmadığını belirterek bize oda vermeyi kabul etmediler. Biz de tavırlarından ne kadar rahatsız olduğumuzu açıkça belirterek bavullarımızı toplayarak içimizden gelmemesine rağmen yine booking’ten ayırttığımız başka bir otele doğru yola çıktık. Şikayetimizi de yaptık tabiki:)

Otele doğru ilerlerken bir önceki gün geri döndüğümüz Alyki köyünün ötesini de görme şansına eriştik.

Adanın doğusuna doğru ilerlediğimizde, bizi karşılayan 2,5 km’ lik Golden Beach yani Altın kum ve bu koya kurulmuş iki köy de Panagia ve Potamia köyleriyle karşılaştık.

Adayı temsil eden inanılmaz güzellikteki sokakları, evleri, kahveleri, paket taşlı yollarıyla tipik ege kasabalarını andıran iki muhteşem dağ köyü.

 

 

 

Yeni otelimiz adanın kuzey doğusunda, ana limana yakın bir bölgede, mermer ocaklarının hemen altındaki bölgede kalan “Makryammos” oldu. Adanın bu bölgesini tamamlayıp otelimize vardığımızda bizi bekleyen doğa harikasını ise anlatmaya kelimelerim yetmez..

 

Ormanın içinde tek bir ağaç bile kesilmeden yapılmış denize sıfır, alacarte restaurantları barındıran, harika bir plaja sahip, bungalow tarzı odalardan oluşan otelimiz bizi kendisine ilk görüşte aşık etti.

Adada geçirdiğiniz günlerden en azından birinde mutlaka burada konaklamanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Yandaki resim odamızın manzarasıydı, varın siz düşünün gerçek güzelliğini:) Konaklama yapmasanız bile dışarıya açık olan plajına gelip bir gününüzü burda geçirin, pişman olmazsınız.

İnanılmaz derecede huzuru ve tılsımı olan bir koy. Tüm gün deniz kenarında vakit geçirip koyda dolaşıp keyfini çıkarttık, nerdeyse hiç odaya gitmek istemedik.

 

Akşam yemeğini otelde yedikten sonra adaya ilk ulaştığımız liman olan Limenas’a inip dolaşmaya karar verdik. Gündüz gözüyle pek de dikkatimi çekmemiş olan bu yerleşim bölgesinin de inanılmaz sıcak, hareketli ve keyifli olduğunu dolaşırken anlamış olduk. Eğlenceli turumuz limanda denize karşı verdiğimiz bir tatlı ve kahve molasıyla son buldu.

Böylece başladığımız noktaya dönmüş olduk, tüm adayı 3 günde turlayarak aslında adanın hakkını verdiğimizi düşünüyoruz.

Adaya dair aklımızın kaldığı tek yer ”Marble Beach” yani yerli adıyla “Saliara Beach”. Bu koy mermer ocaklarının hemen dibinde, patika denecek kadar dar ve oldukça bozuk bir yol ile inilen, adanın en güzel koyuymuş.

Muş.. diyorum çünkü yolu konusunda o kadar korkutulduk ki, yolu otelimizin hemen yanından geçiyor olmasına rağmen arabamızın bu yol için elverişli olmamasından (oldukça alçaktı) dolayı bu koyu göremedik. ( Fotoğraf malesef bana ait değil:)

Genel olarak ada da her bütçeye uygun konaklama türünü bulmak mümkün, sayıları fazla olmasa da bir kaç 5 yıldızlı özel plajlı tesisi, ortalama yıldıza sahip çok sayıda otel, pansiyon ve kiralık ev bulmak mümkün. Tüm plajlar haklka açık olduğu için konaklama için çok para harcamayın derim, uyun fiyatlı bir yerde kalıp istediğiniz gün istediğiniz yer de denize girmenin keyfini yaşayın. Kolaylık olması açısından adaya ait önemli yer plajların haritasını da ekliyorum, internetten çok sayıda türevini bulmanız mümkün.

Yarın sabah adadan ayrılıyoruz..İstikamet Kavala üzerinden İstanbul:)

Sevgiler
Pinkkleo