Roma’daki 3. sabahımıza uyandığımızda, buranın sokaklarına, insanlarına, yaşamın akışına o kadar alışmıştık ki, artık kendimizi neredeyse buradan biri gibi hissediyorduk.

Bu günümüzün ilk kısmında yine daha önceden programladığımız gibi, görmemiz gerekenler listesinde büyük bir check atacağımız Roma Forum + Colleseum’a doğru yola çıktık.

Kolezyum’a yaklaştığınızda göreceğiniz kalabalık sizi asla korkutmasın, kuyruk gerçekten hızlı akıyor.

Burada siz sırada beklerken yanınıza gelip sizi uygun bir fiyata içeri sokup üstüne bir de rehberlik hizmeti verebilceğini söyeleyen bir çok yerel rehberle tarafından tacize uğrayacaksınız.

Bizim de başımıza geldiği gibi:) Sıramızda bekelrken Romanyalı bir rehber sürekli gelip bizi kandırmaya çalışmıştı, Rehber ile Pıtırıcan arasındaki son diyalog’u oldugu gibi aktarıyorum: Pıtırcan: “ Where are you from, bro?”, Rehber: “ From Rumania!”, Pıtırcan: “Really!! Hagi & Popescu say Hii to you, now make me a discount!???:)” Rehber:”.:).!!????” Bu diyalogtan sonra Rehberi bir daha yanımızda görmedik, zaten fazla uzamadan bilet gişesine varmıştık bile.:)

Bu tarihi yapı Roma İmparatorluğunun en büyük sembollerinden biri olarak biliniyor. O kadar dev bir yapı ki yanında kendinizi cüceler gibi hissediyorsunuz. Burası M.S. 80 yılında tamamlanmış, Roma halkını eğlendirmek özellikle de gladyatör dövüşleri, tiyatro oyunları gibi etkinlikler düzenlemek amacıyla yapılmış. İmparator, Soylular, ve normal halkın hiyerarşik şekilde konumlandığı ve gladyatör dövüşlerini seyrettiği terasları ve sütunlarıyla oldukça heybetli ve etkileyici bir yapı.

Normal şartlarda 1-2 saatinizi burda geçirebilirsiniz. Biz tam bir tur atıp , fotoğraflarımızı çektikten sonra, yapıdan ayrılıp Forum’a ulaşmak için Kolezyum’un hemen önünde, giriş ve çıkılarda net bir şekilde göreceğiniz Konstantin Tak’ını da (Arch of Constantine) fotoğraflayıp, yolumuza devam ettik. Mayıs ayı içinde gitmiş olmamıza rağmen Avrupa standartlarına göre olduka sıcak bir güne denk gelmiştik ( 33-35 C), o nedenle açık alandan oluşan bu yapıları dolaşmak biraz zor olmuştu.

Konstantin Tak’ını geçip antik yolda ilerleyerek Roman Forum’u ve Palatino’ya ulaşabilirsiniz. Palatino’ da devlet binaları, hamamlar ve diğer kalıntıları görmek mümkün. Forumu tepeden seyreden bir konumu var. Buradan ilerleyip Roma Forumu’na geliyorsunuz. Roman Forum’u eski Roma halkının yaşadığı bölgeymiş. Burda da yine heybetli bina ve sütun kalıntılarını görebilirsiniz.

 

Biz bu bölgeyi hava sıcaklığından dolayı malesef detaylı gezemedik, onun yerine tepe bölümde kalan seyir terasından kalıntıları gözlemleyerek bu geziyi tamamladık. Hakkını vererek gezmek isterseniz en az 3-4 saatinizi alacaktır, benden söylemesi..

Kolezyum ve çevresinde çok sayıda hediyelik eşyacı, gladyatör giysisiyle show yapan ve resim çektiren kişilerle karşılaşabilirsiniz. Buradaki fiyatların yüksek olduğunu söylememe gerek yok, hediyelik eşyalar için biraz daha şehir içinde kalan diğer dükkanları tercih etmenizi önerebilirim.

Forum’dan ayrılıp önündeki caddeyi takip etmenizin sonucunda Piazza Venezia’ya varacaksınız. Meydanda sizi karşılayan ve tamamı beyaz saf mermerden inşaa edilmiş olan kremalı pasta kıvamındaki anıt, Italya’nın ilk kralı Vittorio Emanuele II ‘e ait. Burada aynı zamanda 1.Dünya Savaşında ölen meçhul 11 askerin mezarı da varmış. Ondan buraya “Unknown Soldier”(Bilinmeyen Asker) da deniyor.

Piazza Venezia çevresinde güzel restoran ve kafelere rastlayacaksınız. Öğlen yemeği için daha önce bu bölge için öneri aldığımız yerel bir italyan lokantasına oturup ( Pastarito, Via 4 Novembre, 139, Rome ), gerçekten leziz pizza ve makarnalar yedik. Eğer farklı bir deneyim isterseniz, bu lokantaya oldukça yakın bir binanın giriş katında bal mumundan heykel müzesi var, tavsiye ederim. Brad Pitt ile resmim var, dünyalara değişmem:)

Burada biraz soluklandıktan sonra artık biraz şehrin keyfini çıkartıp , sokakların arasında dözgürce dolaşmanın zamanı gelmişti. Enerjimizi toplar toplamaz kendimizi Via Del Corso caddesine attık. Burası Roma’nın en hareketli alışveriş caddelerinden biri. Üzerinde bir çok küçük butik ve büyük mağaza zincirine ulaşmak mümkün. Bu caddenin bir çok sokağı daha önce gezmiş olduğumuz aşk çeşmesi, ispanyol merdivenleri, Via condotti gibi alanlara açılıyor, bu nedenle de oldukça keyifli zaman geçirebileceğiz bir bölge. Biz o sokak senin, bu mağaza benin mderken akşam vakti nasıl geldi inanın hatırlamıyoruz:) Bu eğlenceli saatlerin İtalya için oldukça önemli olan Palermo – İnter İtalya kupa finaline denk gelmiş olması da ayrı bir şenlik havasını yaşamamıza vesile oldu:) Akşam yemeği için tercihimiz Via Condotti caddesi üzerinde kalan biraz salaş gibi gözükse de oldukça leziz cafeydi. Çiğ et yemenin ne demek olduğunu bu lokantada test etmiş olduk, benden önemli bir tavsiye carpaccio isterken en azından biraz fümelenmiş olmasına dikkat edin, yoksa büyük bir süprizle karşılaşabilir, hatta aç bile kalabilirsiniz:)

Roma’yı keşfetmenin en iyi yolu, sokaklarda kaybolmak ve adım adım dolaşmak. Biz de mütemadiyen öyle yaptık! Bakalım yarın neler olacak:)

Sevgiler
Pinkkleo