Evettt.. nerde kalmıştık?? Sıraya çok sevdiğimiz arkadaşlarımızın düğün telaşı girince yazılarıma biraz ara vermek zorunda kaldım, ama onların da balayı için Samui’ yi tercih etmesi çok güzel bir tesadüf oldu..Ben size oraları anlatırken, onlar kendiliğinden bu satırları yaşıyor olacaklar:)

İki günlük yağmurlu maceramızın ardından sonunda güneşli bir güne uyanmıştık:)

Açıkçası dinlenmek, denizin ve güneşin keyfini çıkartmak için bugün içi özel bir plan yapmadık, bol meyva dolu kahvaltımızın hemen ardından kendimizi süper havuzumuza ve bembeyaz kumlara bıraktık.

  

Deniz havuz derken güzel lezzetlerden uzak kaldığımızı sanmayın, adadaki en güzel kalamarları otelimizde yediğimi söylemek istiyorum, ayrıca yine gün içinde hem serinlemek hem de değişik tatları denemek adına seçtiğim hindistan cevizi kokteyli, ve gün içinde ferahlamak için ikram edilen meyveler ve zencefil çayı mükemmeldi:)

 

Samui’de “gel-git” diye bildiğimiz doğa olayı yani suyun karadan çekilip geri gelmesi çok sıkça görülüyor. Sabah denizi görürken, öğlen saatlerinde denizin ortasında beliren kayaları seçebilmek mümkün.

Bu güzel günün keyfini sadece deniz kenarında yatarak çıkartmanın haksızlık olacağını düşünerek sahilde yürüyüş yapmaya karar verdik.

Önce diğer tesislerin önünden kumsalda uzunca yürüyüp çevreyle her türlü oyunu oynadıktan sonra gözümüzü otelimizin önünde duran başı boş kanoya diktik, ve neden karşı adaya gitmiyoruzki?! diye düşünürken kendimizi sulara attık:)

  

Yolun yarısında daha fazla ilerleyemeyeceğimizi farkettik çünkü kanomuz gel-git’ten dolayı kuma oturmuştu:) Gemimizi batmaktan kurtardıktan sonra yine küreklere asılıp adaya ulaştık:)

İki gündür uzaktan kestiğimiz minik ada aslında ıssız bir adaydı, sevimliydi ama bir o kadar da ürkütücü, çünkü kum, yengeçler, ağaç ve minik bir baraka dışında adada görmediğimiz başka neler vardı tahmin bile edemiyorduk:)

Adaya asılmış kocaman pankarttan satılık olduğu anlamını çıkartmaktan başka tahminimiz de yoktu:)  

Doğruyu söylemek gerekirse yolda suların tekrar yükselmesi bizi biraz ürkütse de adada geçirdiğimiz en eğlenceli anlar kuma kürek sallamaktı diyebilirim:)

Adanının biraz etrafını dolaştıktan sonra tekrardan fotoğraflarda gördüğünüz kendi sahilimize geri döndük:)

 

 

 

Sahilimizde biraz daha dolandıktan sonra akşam yemeği için hazırlanıp, Chaweng’in içine indik. Bu gece biraz daha tanıdık bildik birşeyler yemek üzere tavsiyeler üzerine ” Rice” a gittik. Burası inanılmaz sempatik bir italyan şefe sahip bir italyan restaurantı. Yediğimiz pizza, makarna ve tramisu 3’lüsü italyayı da görmüş geçirmiş benim için ikinci sırada geliyor diyebilirim, burası İtalya’nın bir tık altında ama İstanbul’un 10 kat üstünde bir lezzetiyle gerçekten bizi şaşırtan bir yer oldu.

Yemeğin ardından uzunca çarşıda dolanıp yarın da güneşli bir güne uyanmak umuduyla otelimizin yolunu tuttuk, ama odamıza bırakılan minik not biraz hayal kırıklığı yaşamamıza neden oldu 😦 Yine de umudumuzu yitirmeden ertesi gününü beklemeye başladık.

Ve evet yeni güne biraz kapalı bir havayla başladık. Biz de bugünü gündüz gözüyle çevreyi gezmeye ve alışverişe ayırmaya karar verdik. Çarşıyı uzuncaa arşınladıktan sonra, çevredeki tek büyük gross market olan Tesco Lotus’a gitmeye karar verdik. Burası kocamannnn bir market, mini bir avm:) minik butikler, yemek yerleri, ve market var. Market tam bir cennet, meyve sebze, ve hediyelik eşya pazarı gibi. Burada bir yarım gün geçirdik sanırım, her şeyi didik didik inceledik, resimlerdik, ve satın aldık:)

 

 

Meyvelerin çeşitliliği, büyüklüğü ve lezzetleri anlatılmaz yaşanır demek istiyorum. Marketin içindeki en enteresan durumlardan biri de her türlü etin açıkta, buzdolabı olmadan satııyor olmasıydı, ne kadar hijyenik ve sağlıklı olduğu tartışmaya açık:)

Benim en çok hoşuma gidenlerden biriyse hazır tai yemeklerinin satılıyor olmasıydı, et, sebze ve tüm baharatlar toparlanmış ve bir pişirimlik şekilde satışa sunulmuş, tembel ev hanımları için şahane bir alternatif gibi geldi bana:)

Acıktığımızı hissedince buradaki Mc Donald’s da karnımızı doyurduk, avrupa’ya göre oldukça tat ve aroma farkı olduğunu söylemem mümkün, ama bu dünyanın her köşesinde geçerli sanırım..Günün sonunda iki gün için tüketebileceğimiz kadar meyve ve bir kaç hediyelik eşya alarak otelimize dönüp dinlendik. Akşam yemeği için yine daha önceden çok uzak olmadığımız başka bir mutfağı denemeye karar verdik ve bir Meksika restaurantının yolunu tuttuk. Coyote nin renkli dekoru ve meksikadan fırlamış concepti ile bizi hemen etkilediğini söyleyebilirim. Meksika mutfağıyla Tai mutfağını birleştirdikleri menüleri gerçekten göz doldurucuydu.  Özellikle de şekerli mısır ezmesi istediğimizde bize közlenmiş mısırın üzerine şeker serpip getirmeleri, masanın üzerinde bulunan çeşit çeşit acı sosları ve yemeğin sonunda ikram ettikleri margaritalar çok sempatikti.

  

Yemeğimizin ardından Samuideki son gecemzin keyfini çıkartmak için sokaklar arasında saatlerce dolanıp durduk . Chaweng’in ve genel olarak Samui’nin  çok sayıda terzi ve dişçi barındırdığını söyleyebiliriz. Dişçileri çok masum:) Ancak terzileri için aynı şeyi söyleyemiyorum:) Caddede yürüken bu kişilerle göz göze gelmemiz konusunda daha önce uyarılmış olmamıza rağmen, bazen bütün caddeyi onlarla yürümek zorunda kaldığımız geceler oldu, o kadar inatçı ve ısrarcı olabiliyorlarki sabrınızı zorluyorlar, o nedenle benim de tavsiyem terzilerden uzak durun:)) Caddelerin bir diğer rengi ise travestiler:) evet yanlış okumadınız:) Adada bol sayıda tranvestiyle karşılaşmak mümkün, zaten bu yönde show yapan gece kuluplerinin sayısı da oldukça fazla.. yolda yüyürken size takılmaları oldukça eğlenceli olabiliyor tabi rahatsız olmazsanız:) Yine de Samui’deki bu concept Tayland’a bağlı diğer adalardaki fuhuş turizmi kadar göze batıcı ve rahatsız edici değil.
Adanın en meşhur atraksiyonlarından biri de boks showları , genel de her gece bir boks macı var, ama sanırım en büyük showlar cuma gecesi gerçekleşiyor. Bunu da tüm gün boyunsa sokaklarda gezen arabalarla duyuruyorlar, biz gitmeyi tercih etmedik ama meraklısı olanlar için değişik bir deneyim olabilir.

Samui çarşılarında çokça 7Eleven, MC Donald’s, Burger King, Starbucks, çakma giyim mağazaları ( Abercrombi & Fitch, GAP, Lacoste..), çok sayıda spor giyim mağazası ( Camel, Adidas, Nike..), ayakkabı ve çanta dükkanları, banka, döviz bürosu, eczane, kuyumcu, ve saatçi bulmak mümkün.

Kaliteli mağazaların içinde saatlerin orjinal olup olmadığını anlamak gerçekten zor, ama sizinde Pıtırcan gibi önceden Guangzhou tecrübeniz varsa, ayırt etmekte çok da zorlanmazsınız ve 45.000 Baht ile açılış yapılan saatleri 1000 Baht’a alabilme zevkine erişirsiniz:)

Tüm bunların dışında çokça hediyelik eşyayı bulabileceğiniz çarşılarda en dikkat çeken detaylardan biri de sokak sanatçılarının yaptığı tablolar ve çektikleri resimler. Bunlar adadan alınabilecek hoş ve değerli hatıralar olabilir.

Caddelerin üstünde çok sayıda pub ve bar var, burası özellikle İngilizlerin çok tercih ettikleri tatil yerlerinin başında geldiğinden bu kültüre yakın eğlence mekanlarını kolaylıkla bulabilirsiniz. Sokakların üstünde çok sayıda taze meyve satıcısı, ayrıca kızarmış deniz mahsulü, donuz eti veya böcek satan bir çok satıcıyla da karşılaşmanız mümkün:) Yemeyi denemek size kalmış:) Caddelerdek dondurmacılarda birbirinden güzel dondurmalar da denemeye değer.

 

Samuide ulaşımı sağlamak oldukça kolay, atv veya motor kiralamak sudan ucuz, bunların yanı sıra çok sayıda taksi ve dolmuş var. Adanın içinde ulaşım hiç sorun olmuyor. Ama iyi pazarlık yapmak şart!