Gün içinde bir sonraki durağımız “ Namuang Şelaleleri”. Adanın orta bölgesine yakın ormanlık alanın içinde iki adet şelale bulunuyor. Bizim de gittiğimiz 1.Şelale araçlarla ulaşılabilecek yükseklikte, diğeri ise belli bir alana kadar arabayla gidip ardından 30 dakika kadar orman’ın içinde yürünmesi gereken bir mesafede ( biz hava şartlarından dolayı buna gidemedik malesef ).

Şelaleyi gözlemledikten hemen sonra, rehberimiz bize ormanda fille dolaşmak istersek hemen ayarlayabileceğini söyledi. Emin olmamakla beraber eğlenceli gibi görünen bu fikir özellikle Pıtırcan’ı çok heycanlandırdığı için teklifi kabul ettik. Etmez olaydık! Sanırım hayatımda hiç bu kadar stress altında olmamıştım. Yerden o kadar yüksekte, o kadar dengesiz bir varlığın üzerindeydik ki, 30 dakika boyunca midem ve kalbim elimde dolandığımı itiraf etmeliyim. Tam bir Türk gibi içinde bulunduğum bu sevimsiz ve rahatsız ortama karşı sürekli küfür eden ve çığlıklar atan bana rağmen yerel “Elephant Rider” ile kahkahalar içinde sohpet eden sevgili Pıtırcan’ın ise keyfine diyecek yoktu, bir de şöförümüzün önce bir ağaca tırmanıp topladığı meyveleri bize vermesinin ardından, filin üzerinden inip onu başı boş bırakmasıyla bendeki adrenalin tavan yaptı, sanırım hayvanın üzerinden indiğimde tansiyonum 20’leri görmüştür. Yine de hayatta bir kez yaşanacak bir tecrübe olduğundan, Samui’ye giderseniz fil gezisi yapmadan dönmeyin derim.

 

Hayvanlarla iyi anlaştığımızı gören rehberimiz bizi buradan nefes bile aldırmadan son durağımız olan Maymun show’una götürdü. Gittiğimiz bölgenin ismi malesef aklımda değili ama bolca hindistan ağacının bulunduğu bir bölgeydi. Önce bir maymun ağaca tırmanarak hindistan cevizi topladı, ardından bir amca bizi hindistan cevizlerinin etinden sütünden yararlandırdı ( enfes bir tadı vardı! ), en son minik kahramanımızla fotoğraf çektirip bu bölgeden ayrıldık ve rehberimiz biraz dinlenebilmemiz için hızlıca otelimize bırakarak bize veda etti. 

 

Çok yorgunduk ve açtık.. Yemekten hemen önce bir ayak masajı ne kadar güzel olurdu diye düşünürken, biran önce rahatlamak ve dinlenmek için Hakan’ın tavsiye ettiği mesaj salonlarından birine gitmeye karar verip hazırlanıp çıktık. “Leelavadee” Chaweng Beach caddesinde önerebileceğim, temiz, güvenilir bir masaj salonu. Biz tüm masajlarımızı burda yaptırdık. Harika ayak masajı yapıyorlar, benim gibi ilk kez ayak masajı yaptıran biri için ilk seans cennete kavuşmak gibiydi, tavsiye ederim!

 

İkinci gece için akşam yemeği tercihimizi bir Brezilya restaurantında kullandık, pişman olmadık! “Zico’s Brazilian Grill & Bar”, şiddetle tavsiye edeceğim bir mutfağa sahip, alacarte yemek seçenekleri de vardı ama biz klasik brezilya usulu yemeye karar verdik.

Garsonlar masaların arasında sürekli ellerinde ızgara et çeşitleriyle dolaşıp, masanın üzerindeki işaret yeşilse (hala açım) bir kısmını tabağınıza kesip bırakıyrolar, kırmızıysa (teşekkürler doydum) sizi transit geçip istermisiniz diye sormuyorlar bile. Her çeşit eti yemeniz mümkün, dana, kuzu, domuz, karides, köpek balığı.. ve aklınıza gelebilecek her türlü kırmızı ve beyaz etin ızgarasını tatma imkanımız oldu. O geceye özel bir samba gösterisinin olması da süper güzel bir tesadüf oldu, brezilyalı kızıların dansı kesinlikle enfesti!

Eğlenceli bir gecedenin ardında Chaweng çarşısında dolaştık uzunca, bundan sonraki gecelerde yaptığımız gibi. O kadar canlı ve hareketli ki, sıkılmak mümkün değil. Sanki bir karnavalın ortasındaymışız gibi keyfini çıkartmaya çalıştık her seferinde.

Tüm günün yorgunluğuyla ve en azından 3. günümüze güneşli başlamak umuduyla otelimize dönerken hala günün keyfini çıkartıyorduk.