Sanırım en keyif aldığım Budapeşte post’una geldik 🙂 Yeme içme dendiği zaman bütün akan sular durur, yeni şehre gitmeden önce tüm yeme içme rehberleri araştırılır, en iyi liste oluşturulur, eksiksiz bütün lezzetler tadılır 🙂

Eğer kilo, şeker ve kolesterol sorunlarınız varsa Macar Mutfağı biraz zorlayıcı 🙂 Tatlar bizim damağımızın pek yabancısı sayılmaz ne de olsa 150 yıllık Osmanlı hâkimiyetinden etkilenmişler. Ama sadece Osmanlı değil, Balkan ve Orta Avrupa etkileri de görülüyor. Genel de sulu, bol ekmek banılan, et ağırlıklı menüler mevcut, porsiyonlar da çok büyük ve doyurucu olduğunu belirtmek isterim.

IMG_4468Macar yemeklerinin değişmez malzemelerinin başında, paprika denen kırmızıbiber geliyor.

Bu biberin kullanılmadığı yemek yok gibiydi. Ama bizim pul biber gibi değil de toz kırmızıbiber gibi bir baharat ve yemeklere renk ve koku katmak için kullanılıyor. (Bu biberler aynı zamanda, turistlerin en çok rağbet ettikleri hediyelik eşyaların başında yer alıyor).

Paprikadan sonra en çok rastlanan malzemeler ise, lahana, soğan, domates, domuz yağı, et, tavuk ve av etleri. Hemen hemen tüm yemekler, bu malzemelerin çevresinde dolaşıyor.

 

İlk akla gelen Macar yemeği tabi ki gulaş, bizim tas kebabının sulusu diyebiliriz bu çorba için. Diğer önemli bir menü kalemi de kaz ciğeriydi. Nerdeyse her menüde rastladık. Sonra paprika diye anılan tavuk but yemeği ve çeşitli etler genellikle, soğanla kavrulmuş patates veya şekerle tatlandırılmış kırmızılahana eşliğinde servis ediliyor.

Restoran Tavsiyelerimiz;

IMG_4359Öncelikle “Hungarikum Bistro”, birçok sitede notu çok yüksek olan bu yerel restoran Macar mutfağına hâkim bir menüye sahip. Kesinlikle çok keyifli bir mekân.

Diğer tavsiyemiz Tuna nehri kenarındaki ( muhtemelen bahar ve yaz aylarında lokasyonundan dolayı çok zor yer bulacağınız) “Duna Corso”, bu da yerel Macar yemeklerinin modernize edilmiş versiyonlarını bulacağınız Hungarikum ‘a göre bir tık daha turistik seviyede. Hafta sonu olduğu için denk geldiğimiz yerel Çigan müziği ziyafetiyle oldukça keyif vericiydi.

Üst üste çokça Macar mutfağı denediğimiz için son gecemizi her zaman tercih ettiğimiz üzere bir İtalya’na ayırdık, iyi ki de denemişiz, oldukça başarılıydı “TG İtalianio”.

Pastane ve Kafelere gelirsek;

Bence ilk tercihiniz Avrupa’nın en eski pastanelerinden biri kabul edilen yaklaşık 150 yıllık Gerbeaud olmalı. Vörösmarty Meydanı’nda, İsviçreli şekerci Emil Gerbeaud tarafından kurulan bu pastane, şıklığı ile göz kamaştırıyor.

 

Diğeri ise Erzsebet Caddesi üstündeki Dünyanın en güzel Kafesi olarak adlandırılan ve sadece muhteşem mimarisini ve tavan süslemelerini seyretmek için bile gidilebilecek olan New York Cafe.

Özetle Kahve bahane, mekân şahane 🙂 Gidin, gezin, görün, tadın 🙂

1894 New York Sigorta Şirketi’nin binası olarak yapılmış, Kafeye çevrilmek istendiğinde binanın restorasyonu tam 5 yıl sürmüş ve kesinlikle denildiği gibi “Most Beautiful Cafe in The World” 🙂

 

Bar ve Eğlence Mekanları;

Budapeşte gece hayatında en çok rastlanan konsept Ruin Pub (Harabe Bar). Eski püskü harabe binaların içerisinde yine hurda eşyalarla döşenmiş barlar açmak, Jewish District’deki  Szimpla Kert bunların en ünlüsü. Bar bir çok bölümden oluşuyor, hemen girişteki açık alan ilerleyen saatlerde dans pistine dönüşüyor, adım bile atamıyorsunuz. Mekanın çok fazla turist çektiği ve kalabalık olduğu için bize hizmet açısından zayıf geldi, vasata yakın içkileri çok pahalıya içtik, daha lokal daha keyifli yerler olduğunu da diğer geceler de keşfettik.

Ankert başka bir gece otelimize yakınlığı sebebiyle keşfettiğimiz daha sakin, ferah bir mekan, özellklie yaz aylarında büyük bir açık hava parti salonu olduğundan şüphemiz yok, eğer biz üşümeyiz derseniz kışında hizmetteler

Gozsdu Udvar isimli İçinde çok sayıda restoran, kafe ve bar bulunan avlu var, bence en güzel yer burası, oldukça genç nüfusun yer aldığı bu mekân Mark Zuckerberg’ in ziyaretiyle ününe ün katmış olan Spiler isimli bar /restoran da burada. Spiler pasaj içinde biri Asya mutfağını, diğeri Amerikan mutfağını macar tatlarıyla birleştirmiş olan karşılıklı iki restorandan oluşuyor. Bizim hedefimiz ise iyi shotlar içebileceğimiz bir bardı, tam da adresi olduğunu söylemek isterim.

Bu arada Macaristan, şarap ve likörleri ile ünlü. Palinka, Macaristan’a özgü sert bir likör olarak bilinse de biraz votka ve cin havası da var. Erik, şeftali, kayısı gibi çeşitli aroma türleri de olsa doğruyu söylemek gerekirse ben sevmedim.

Birkaç ufak atıştırmalık için; Bir öğlen yemeğimizi Jewish District’deki Meksika büfesi El Rapido ‘da yedik, muhteşem miydi? Hayır değildi ama değişik bir alternatif olabilir.

Bu arada siz de bizim gibi yılbaşı dönemi giderseniz, sokaklarda açılan tezgahlarda harika atıştırmalıklar bulabilirsiniz.

Bir de şu Prag’da da her köşe de karşımıza çıkan şekerli hamur. Budapeşte’de de sokaklardaki büfelerden tadabileceğiniz gibi Vaci caddesinde bunu yapan meşhur bir yer var. Kürtöskalacs, biz oradan almıştık. Bence süper lezzetli zaten sadece yapılırken izlenmesi bile çok zevkli 🙂

Reklamlar