Nice, Cote D’Azur’un incisi. Fransız Rivierası’ nın başkenti olan şehir, Fransa’nın en büyük 5. kenti konumunda; dolu dolu gezmek için maksimum iki gün yeter, ama biz tüm şehrin keyfini bir güne sığdırmayı başardık.

Güne otelimizin hemen arkasında bulunan Chez Maitre Pierre’de güzel Fransız bagetleriyle kahvaltı ederek başladık. Ardından ilk istikamet Cours Saleya ve burada her gün 13.00’e kadar açık kalan pazarı gezmek.. Özellikle çiçek pazarı çok keyifli.. Pazarda yerel tatlardan biri olan Socca’yı tadıyoruz, bu nohut unuyla ve patatesle yapılan gözleme tarzında bir hamur işi. Açıkçası açken yemeyi tercih edebilirdim, tokken insanın ağzında büyüyor 🙂

Kendinizi kaybedecek şirinlikteki bu pazardan alınabilecek şeyler sabun, zeytin, meyve, çiçek, şekerleme gibi küçük hediyelik şeyler. Biz de bu güzel tezgahları es geçmeyip, meyvelerimizi alarak hemen pazarın yanında yer alan Chateau de Nice’e yöneldik.. Buraya asansörle çıkıp, ardından yürüyerek inmek bize daha mantılı geldi, iyi ki de öyle yapmışız.. Yukarı çıkınca sizi klasik bir Avrupa şehir parkı bekliyor, her köşede farklı farklı aktivitelerle uğraşan mutlu ve huzurlu Fransızlar 🙂

Manzara elbette muhteşem. Bir tarafta liman, diğer tarafta da boylu boyunca Nice plajı var. Tepeden güzel Fransız evlerini, eski şehri ve sonsuz maviliği seyretme imkânınız var.

Şatodan aşağı kıvrıla kıvrıla inen yol sizi Vieux Nice (Eski Nice)’e çıkarıyor. Barok mimarisi, ipe asılmış çamaşırları, el sanatları atölyeleri, dar sokaklara yan yana dizilmiş küçük dükkânlarıyla eski şehir olmanın hakkını veriyor. Gerçekten sıcak ve nostaljik bir atmosferi var. Turistlerin ilgisini çeken bir yer olduğu için oldukça kalabalık da. Tabi ki sokaklarından kaybolarak dolaşmanızı öneriyorum, bu arada karşınıza çıkan ufak pastane ve kafelerden yerel tatları da edinme şansını yakalayacaksınız. Bunlardan birisi kesinlikle tadına doyamadığımız Tropezian Cake ve Fenocchio‘nun dondurmaları, ben özellikle Yeşil Elmalı, Lavantalı ve Baileys’li olanlarına bittim. Biz gittiğimizde 100’e yakın çeşit vardı, yaz ve kış mevsiminde yarı ayrı 150 ‘ye kadar çıkabiliyormuş çeşit sayısı, mutlaka damak zevkinize uygun bir tat bulacaksınız:)

IMG_3303Keyifli sokak keşiflerinin ardından biraz soluklanmak ve güzel havanın keyfini çıkartmak için Place Massena yani şehir meydanına sapıyoruz.

Paten kayanlar, bisiklete binenler, her türlü şovu yapan sokak sanatçıları veya sadece kenarda oturup kendi halinde takılanlarla burası Nice’in en güzel yeriydi bence.

Dama şeklindeki siyah beyaz yer döşemeleri meydana inanılmaz bir görünüm sağlıyor.

Place Massena’daki çeşmenin ortasında bulunan beyaz heykel; mitolojide müziğin, sanatın, güneşin, ateşin ve şiirin tanrısı olan sarışın ve yakışıklı Apollon’a ait.

Meydanda şöyle bir kafanızı kaldırırsanız tepenizde 7 adet oturan insan figürünün yer aldığını göreceksiniz. “Conversation a Nice” aslı bu eser Katalan sanatçı Jaume Plensa’ya ait ve 7 kıtadan 7 insanı sembolize ediyor. Eserler özellikle akşamları renkli bir biçimde ışıklandırıldığı zaman inanılmaz bir manzara oluşturuyor. Gözlerinizi alamıyorsunuz.

Meydandayken arkanızı denize döndüğünüzde tam karşınıza kocaman fıskiye alanı çıkıyor. Eğer havanın sıcak olduğu bir güne denk gelmişseniz yaşlısı genci, anası babası çocuğu bu fıskiyelerle oyun oynayıp ıslanan birçok insanı burada fotoğraflayabilirsiniz. Hemen arkasında ise uzayarak giden bir park ve hemen ardından tiyatro ve sanat müzelerinin olduğu alanlar sizi bekliyor.

Bu kadar gezintiden sonra öğlen yemeği için Pizza Cresci’ yi buluyoruz, gerçekten lezzetli şekli de klasik pizza gibi değil, yarım pizza şeklindeJ Yediğinize değecektir bence nerde olursanız olun bulun bu pizza durağını. 🙂

IMG_3597Akşamüzerini Nice’in en önemli yerlerinden birini ziyaret etmeye ayırıyoruz.

Gözünüzü kapatıp Nice deyince aklınıza gelen ilk görüntüyü düşünün. Çok yüksek ihtimalle gözünüze deniz ve kenarındaki sahil şeridi geldi. Tamam, işte burası tam olarak orası oluyor. Promenade des Anglais

Nice sahilinde bir çok ücretli plaj olduğu gibi halk plajı da mevcut, ancak belirtmek isterimki sahil sadece büyük çakıl taşlarından oluşuyor ve deniz ayakkabısı olmadan rahatça yürüyüp denize girmeniz pek mümkün değil..

Gündüzleri denize girmek için gidebilir, özellikle yaz akşamları burada kalabalığın içine karışarak plajda keyif yapabilir ya da yürüyüşe çıkabilirsiniz.

Nice’in en ünlü otel Hotel Negresco’yu bu sahilde yer alıyor.. Oldukça pahalı bir otel olan Negresco Pablo Picasso, Salvador Dali, Michael Jackson’ vb. birçok ünlünün kalmayı tercih ettiği bir otel. Bunun yanı sıra özellikle lobi bölümü boydan boya inanılmaz sanat eserleriyle dolu küçük bir sanat galerisi tadında ve sırf bu sebeple bile yalnızda dışı değil, içi de görülmeyi hak ediyor. Kahvaltı salonu ise atlıkarınca şeklinde tasarlanmış, önceden tüm bu eserler ziyaret edilebiliyorken günümüzde malesef otel müşterisi değilseniz içeriye giriş yapamıyorsunuz.

Nice’te alışveriş için, için 3 ana seçeneğiniz var; Avenue Jean Medecin, Nice’in en büyük alışveriş caddesi olduğu gibi turistik anlamda da en popüleri. Hazır giyim namına Türkiye’den bildiğiniz ne varsa bu cadde üzerine bulabilmeniz mümkün. Ünlü Galeries Lafayette de bu cadde üzerine bulunuyor içerik olarak baya yetersiz. Rue Massena da şehrin ana alışveriş caddelerinden bir diğeri. Yine çoğunlukla bildiğimiz markalardan, kafelerden ve fast food restoranlarından ibaret. Rue Paradiso ise diğer iki caddeye kıyasla daha pahalı tasarımcıların (Chanel, Armani vb.) ve markaların bulunduğu, biraz daha küçük bir sokak. Hepsi birbirine oldukça yakın ve kısa sürede gezebileceğiniz alanlar.

Tüm şehri keyifle gezdikten sonra akşam yemeği için seçimimiz yine Cours Saleya’a civarında olan ve “The Fork” üzerinden yer ayırttığımız “Le Safari” oldu. Bu restoranı tercih etmemdeki en büyük etken Ayhan Sicimoğlu’nun Renkler isimli programında izlemiş olmamdırJ Evet anladığınız üzere kendisinin “Hastasıyız” 🙂 Buradaki tercihimiz yine provence yöresinin bir rose şarap ve ravyoli yatağında dana etli bir ana yemek oldu. Böylece bir gece balık bir gece de et yemeği denemiş olduk, ben Nice mutfağını ve atıştırmalıklarını gerçekten çok sevdim.

Nice kesinlikle uygun fiyatlı bir şehir değil. Eğer bütçesi düşük bir tatil peşindeyseniz Nice ve Cote d’Azur çok uygun olmayacaktır, özellikle de yaz aylarında bütçeyi çok yorabilir. Ancak Nice’te ve genel olarak bu çevrede Fransa’ya dair önemli bir algı yanılmasıyla karşılaşmak mümkün “Fransızlar çok uyuzdur, yüzünüze bakmazlar İngilizce asla konuşmazlar” falan gibi saçma genellemelerden uzaksınız, çoğunlukla herkes gayet sempatik, tipik bir Akdeniz sıcaklığında.

Kısaca Nice kısa bir kaçamak için yanında ufak bir iki yakın ziyaretle size oldukça keyif verebilecek bir tatil önerisine dönüşebilir.

Kalın sağlıcakla, Sevgiler

Pinkkleo

Reklamlar